Yeni Africa Twin, Honda’nın yeni ‘Slim Fit’ Motosikleti

Yeni Africa Twin, Honda’nın yeni ‘Slim Fit’ Motosikleti Slide 1
Yeni Africa Twin, Honda’nın yeni ‘Slim Fit’ Motosikleti Slide 2

Honda Türkiye,  İstanbul Şile’de Best Western Garden Hotel’in bahçesinde ‘konulu’ çok şık bir test sürüş organizasyonu yapmış; acele işe dönmem gerektiği için kahvaltıya kalamadım. Aksesuar olarak sadece ayak vites pedalı takılmış DCT modelinden bir motosikleti alıp hemen yola çıktım.

Daha önce hiç DCT özellikli bir motosiklet kullanmadığım için biraz tedirgin başladım ama 5-7dk içerisinde sanki yıllardır kullanıyormuşum gibi rahat hissettim. DCT özelliğini bilmeyenler, DCT’nin scooter lardaki otomatik vites gibi olduğunu düşünenler için şuradaki kısa filmi öneririm : https://www.youtube.com/watch?v=STgvD24WkLg

Sağ elcikte marş düğmesinin hemen altındaki düğme ile N, D ve S modları seçilebiliyor. Otomatik vitesli otomobiller gibi ama tam olarak öyle değil, daha iyisi. N boş, D normal sürüş, S sport sürüş modu için. Kontağı açtığınızda; motosiklet durdurulurken D konumunda bırakılmış olsa bile marş düğmesini (kill switch) marşa hazır duruma getirdiğinizde kendisi otomatik olarak N konumuna geçiyor ve gösterge panelinde yeşil N’yi görüyorsunuz. Motoru çalıştırdıktan sonra frene basmasanız bile D’ye aldığınızda motosiklet hareket etmiyor. Ancak biraz gazı açtığınızda çok yumuşak bir şekilde hareket başlıyor. D efendi modu, S biraz daha yaramazlığa hazır modu diyebiliriz. Bu mod seçildikten sonra sol elcikte yer alan ve sol elinizin işaret parmağı ile dokunabildiğiniz 3 kademeli başka bir seçimlik daha var. Gösterge panelinde hangisini seçtiğiniz 3 kademeli bir şekilde gözüküyor. Bu seçimlik ile vitesleri hangi devirlerde değiştirmek istediğinizi seçebiliyorsunuz. Yüksek devirlerde, orta devirlerde ya da düşük devirlerde. En güzel tarafı tüm bunları hareket halinde gazı kapamadan yapabiliyorsunuz. Herhangi bir anda yine sol elcikte yer alan ve sol elinizin baş parmağı ile basabileceğiniz (-) düğmesi ile vites düşürebiliyor, sol elinizin işaret parmağı ile basabileceğiniz (+) düğmesi ile vites yükseltebiliyorsunuz. Önünüzdeki aracı geçmek ya da viraj girişine hazırlanırken vites düşürmek için tek yapmanız gereken gazı kapatmadan sol elcikteki (-) ye bir ya da iki defa dokunmak. Bu muhteşem bir his. Özellikle basamaklara ayak ucunuz ile basıyorsanız sol ayağınızı hiç oynatmadan, bacaklarınız ve ayaklarınızla motosikleti kavramaya devam ederek vites küçültebiliyor ve daha yüksek devirlerde viraja girebiliyorsunuz. Sağ elcikte sağ elinizin baş parmağı ile basabileceğiniz A/M (otomatik ya da  manuel) seçim düğmesi ile arzu ederseniz M modunu seçerek vites değişimlerini tamamen kendi kontrolünüze alabiliyorsunuz. Bu durumda siz (+) ya da (-) düğmeleri ile vites değiştirmedikçe aynı viteste sürüşe devam edebiliyorsunuz. Kullandığımı motosikletteki tek aksesuar ayak vites pedalıydı. Elcikten (+) ve (-) ile yaptığınız vites değişimini ayak pedalından da yapabiliyorsunuz. Bu pedal elektronik bir komütatör olmasına rağmen mekanik olarak öyle bir tasarım yapmışlar ki sanki gerçekten mekanik olarak vites değiştiriyormuş tadı alıyorsunuz debriyaj maneti kullanmadan. Hem de vites değişimlerinde deviri ayarlayamasanız bile takır tukur ses yapmadan J  Bu arda sol manet debriyaj değil el freni olarak kullanılıyor. Scooter lardaki gibi freni çekip kilitlemek, sabitlemek için mekanik bir mandal koymuşlar. Manet ile elcik arasındaki mesafeyi, debriyajlı motosikletlere göre biraz daha fazla tutmuşlar. Bu da reflekslerinize söz geçiremeyip debriyajı sıkmak istemeniz durumunda frenleme yapmamanızı engelliyor.

O kadar kolay ve sade yapmışlar ki bu vites işini, başlarken de söylediğim gibi daha önce hiç deneyimlememe rağmen çok kısa bir sürede 10 yıllık DCT kullanıcısı gibi hissettim kendimi.

Bence True Adventure Africa Twin’in en önemli özelliği bu DCT. İyi ki sipariş verirken cesaret edip denemeden de olsa DCT modelini tercih etmişim 🙂

Gösterge panelinin sağında hareket halinde ve eldivenli parmaklarınızla kolayca basabileceğiniz şekilde iki düğme daha var. Biri sadece arka tekerleğin ABS’sini kapatmak için. Diğeri de G güğmesi. Traction Control’ü kapatmak, ‘roketlemek’ için.

Daha önce farklı zamanlarda 1998 ve 2002 model iki XRV750 Africa Twin’im olmuş 2003 yılında Yunanistan, İtalya, Sicilya, Fransa’yı kapsayan bir güney Avrupa seyahatini ve 2005 yılında İran, Pakistan, Hindistan ve Nepal’i kapsayan İstanbul-Katmandu seyahatlerini Africa Twin ile yapmıştım. Africa Twin gerçekten bir efsane ve bunca yıldan sonra bambaşka bir şekilde bu efsanenin yollara dönüşüne en çok sevinenlerden biriyimdir herhalde. Eski Africa’ların karakteristik özelliklerinden biri 750cc’lik V motorundan çıkan bana göre çok güzel olan özel sesi. 1000cc’lik paralel çift silindir bir motordan bu sesi çıkaramamışlar ama egzoz tasarımı ile aynı sesi elde etmişler. Binlerce km Africa Twin kullanan biri olarak gözlerimi kapasam sesinden eskisi ile yenisini ayırt edemeyebilirim. Bir diğer benzerlik de ayakta sürerken dizlerimin arasında yakıt tankını sıkarken motosikleti hissedişim oldu. Bunlar haricinde yeni Africa Twin ile eski Africa Twin arasında bir benzerlik bulamadım tamamen yenilenmiş. Eski modelinin sevdiğim özelliklerinden biri de yakıt depo kapağının tamamen çıkmasıydı. Bu sayede huni, şişe ya da bidondan yakıt koymak daha kolay oluyordu. Yenisinde kapak arkaya doğru katlanarak açılıyor ve üzerinde kalıyor.

BMW’nin F650’si gibi bazı motosikletlerde oturuş konumunuz öyle tasarlanmıştır ki kendinizi motosikletin adeta içinde oturuyormuş gibi hissedersiniz. KTM’nin 690 Enduro’su gibi motosikletlerde ise motosikletin üstünde, tepesinde oturuyormuş gibi hissedersiniz. Africa Twin’in de kendine has bir oturuş pozisyonu var. Ne içinde ne tepesinde sanki motosikletin kalbinde oturuyormuş gibi.

Motor titreşimi yok denecek kadar az, yol titreşimi yumuşak ön süspansiyon sayesinde çok hissedilmiyor. Frenleri gayet güzel. Tereksiz, full face kaskla kullandım 197km/h hızda bile rüzgar koruması oldukça yeterliydi (boyum 178cm). Bu hızda bile motosiklet gayet kararlı ve dengeli gidiyor. Aşağıya çekilen ağırlık merkezi ile düşük hızlarda dahi ağırlık hiç hissedilmiyor. Gidonun dönüş açısı (tam sağa ve sola) oldukça fazla. Neredeyse olduğunuz yerde dar yollarda bile rahatlıkla dönebiliyorsunuz. İki parçalı selesi yine eski Africa Twin’e göre konforlu gibi görünüyor ancak 200-250km yol yaptıktan ya da 2-3 saat durmadan sürdükten sonra değerlendirmek daha doğru olur. Gösterge paneli konumu fazla dik gibi ancak bunu da road book okuyor hissi oluşturmak için kasıtlı yapmış olabilirler.

Bir arkadaşımın söylediği gibi gerçekten tam bir ‘slim fit’ motosiklet olmuş 🙂

 

(75 Yazı)

Yorum yazın