19 Ağustos 2011 Cumartesi sabah İstanbul TEM otoyolunda Avcılar sapağında buluştuk Selim ile. Yine TEM üzerinde Selimpaşa’daki akaryakıt istasyonunda küçük bir kahvaltı yapıp yedek anahtarlamızı değiştirdik. Dereköy sınırkapısına öğle saatlerine doğru vardık ve yavaş yavaş işlemlerimizi yaptırıp yaklaşık 1 saat içerisinde Bulgaristan’ın içlerine doğru sürmeye başladık.
BULGARİSTAN VE ROMANYA
Bizi Burgaz’a götürecek anayola çıkana kadar dar ve zemini oldukça bozuk yollarda sürdük. Burgaz’da kısa bir yemek molasından sonra Varna’ya devam ettik. Trafikte kurallara uyan özellikle hız limitlerine uyan sürücüler bizi biraz şaşırttı ve hepsinden önemlisi döner kavşakları doğru ve hızlı kullanmaları hayretler içerisinde bıraktı. Nasıl yapsak da güzel Türkiyemde şu döner kavşak işini bir çözsek...
Romanya’ya gelmişken olmazsa olmaz güzergahımız meşhur 7C yolu : Transfagarasan. Yüksek irtifada bol virajlı ve büyük ihtimalle karlı tepelerin arasından 100km’lik keyifli bir sürüşle Pazartesi Kuzey’e doğru devam...
Bulgaristan Avrupa Birliğine girince Avro’larla ne yapacağını bilememiş toz şeker ambalajı yapmış paraları...
Seyahatimizin ilk gecesini Varna’nın biraz kuzeyinde şehrin karmaşasının dışında güzel bir yerde geçirdikten sonra Ruse sınır kapısından Romanya’ya geşmek için sabah tekrar yola çıktık...
Danube köprüsü üzerinden Romanya’ya geçiş...
Haydi bize müsade biraz dinlenelim...
ROMANYA’dan Moldova’dan ve bİraz da Ukrayna’dan...
Curtea de Argeş’den Kuzey’e doğru çıkıp Transilvanya bölgesinin güzel doğasında yukarılara doğru çıktık. Yaklaşık 2000m yükseklikte Fagaraş dağlarının tepesinde yer alan Balea gölünde biraz dinlenip temiz ve az oksijenli (!) havanın tadını çıkardık. Fotoğraf çekmek ve coğrafyanın keyfini çıkarmak için o kadar sık durduk ki koca bir gün sadece 120km yol alabildik. Göl çevresinde dinlenip motosikletlerimizin başına vardığımızda motosikletli iki gezgin ile karşılaştık; Hakan Sağlam ve kameraman yol arkadaşı (ismini hatırlayamadım üstat kusuruma bakma lütfen, almak isteyip de henüz karar vermediğim gopro kameradan kullandığın için böyle hatrımda kaldın). Biraz sohbet bir iki fotoğraftan sonra vedalaşıp kendi yollarımıza devam ettik. Tepeden iniş çıkıştan daha keyifliydi. Düzgün zemin sık ve sert virajlar güneşli ama serin hava sayesinde çok keyifli bir sürüşle aşağıya indik ve akşam soluğu Braşov’da aldık.
Italyan bir bayanın işlettiği ve o akşam bizden başka misafiri olmayan Italyan Otel hem motosikletlerimiz için hem de bizim için konforluydu. Romanya’yı Braşov’u görmeden terk etmiş olsaydım bambaşka yargılar olacaktı kafamda. Braşov’u görmek Romanya’yı güzel hatırlamamı sağlayacak…
Romanya’dan herhangi bir sorunla karşılaşmadan çıktık ancak Moldova sınırında gereksiz yere biraz bekletildik. Bir gümrük memuru için açıkça para istemek tehlikeli olabilir ama sınırı geçen bir yolcunun kendisine para teklif etmesi daha risksiz olur…Sanırım işlemimizi uzatıp psikolojik olarak bizi yorarak para teklif etmemizi bekledi ama umduğunu bulamadı. Görev değişim zamanıda odaya yeni giren bayan memur sayesinde saçma sapan bir bahane dile getirerek işlemlerimizi tamamladı. 48 saatlik transit vizemizle hava kararmak üzereyken Moldova’ya girdik ve Chişinau’ya geç saatte yakşalık 2 saatlik bir gece sürüşü ile varabildik. Kalacak yer bulmak tam bir mücadele gerektirdi ancak sonunda başardık ve tam hayallerimdeki gibi bir otel bulduk. Hotel Cosmos…
Moldova’dan Ukrayna’ya geçmek de pek kolay olmadı. Neden Moldova’dan çıkış yapmadık derken Tiraspol’a ulaşmaya çalışırken Ukrayna olmadığından emin olduğumuz bir yere geldik. Geçişte gümrük memurları değil askerler karşıladı bizi. Transnistria diye bir bölgeymiş burası. Moldova-Ukrayna arasında 1992 yılından beri ‘arada kalmış’ bir yer. İngilizce anlaşabildiğimiz rütbeli asker bizi bu geçişten bırakamayacağını 170km ötedeki diğer sınır kapısından geçmemiz gerektiğini uzun uzun anlattı. Sonrasında küçük bir hediye karşılığında geçişimize göz yumabileceğini söyledi. Karayolundan seyahat ederken bana göre en tehlikeli işlerden biri bir ülkeyi resmi olarak terk etmemek. Çıkış işlemlerini düzgün tamamlamadığınız zaman bir sonraki ülkeye giriş yapmak tam bir keşmekeşe dönebilir. Bir de bir insana hak etmediği bir şeyi vermek pek doğru bir davranış değil yine bana göre… Biraz geri gidip bir başka sınır kapısından resmi olarak Moldava çıkışımızı yapıp Ukrayna’ya girdik… Hoş Ukrayna’ya girdikten sorna da kısacık bir Moldova geçişi vardı ama o pek önemli sayılmaz… Yani Moldova-Ukrayna sınır geçişi güney tarafında biraz çetrefilli.
Odessa’ya gelene kadar ve Odessa merkezinde yolların zemini pek düzgün değil. Gece karanlıkta gelmediğimiz büyük şans oldu. Bırakın motosiklete zarar vermeyi çukurlardan birine düşseydik belki de ‘kaybolup giderdik’…
Odessa planımızda iki gece geçireceğimiz tek yerdi. Kiril alfabesi ile yazılmış yönlendirme levhaları ve cadde adları yolumuzu bulmamızı oldukça güçleştirdi.
Buraya kadarki kısım için yol durumu : Bulgaristan’da sınıra yakın olan ksıım hariç yollar ve yönlendirme levhaları oldukça iyi. Kiril ve Latin harfleri ile birlite yazılmış tabelalar. Yolların zemini oldukça iyi, genel olarak trafiktekiler diğerlerine saygılı ve kurallara uyarak kullanıyor. Romanya’da Bükreş civarı hariç yine yol zemini levhalar oldukça iyi. Hız sınırlarına dikkat hız kontrolü yapılıyor. Moldova’da yönlendirme levhası yok gibi birşey yol zemini fena sayılmaz. Gördüğümüz kadarıyla Ukrayna da Latin harflari kullanılmıyor tabelalarda…
Yarın sabah sınır geçişsiz 600km kadar bir yolumuz var Yalta için… Güzelce dinlendik, kirli çamaşırlarımızı yıkattık ve yola hazırız…