314 Ushuaia, Tierra Del Fuego, Arjantin
Pazartesi, Şubat 15, 2010, 00:14
Dunyanin dort bir yanindan bilim adamlarinin katildigi uluslararasi uzay sempozyumunda katilimcilar sirayla soz alirlar. Japon cok yakinda Uranus gezegenine gideceklerini soyler, Amerika li Mars a, Ingiliz Neptun e gideceklerini soyler... sira bizim Temel e gelir. Temel durur ve 'biz Gunese gidecegiz' der. Salonda buyuk bir sessizlik olur ve uzay dairesi baskani sorar 'Nasil gideceksiniz? 5.500 derece sicakliga dayanabilecek teknolojiniz nedir? Temel cevap verir 'cok basit...aksam serinliginde gidecegiz!'.... Ben de guney kutbuna, Antartika ya en yakin yere Ushuaia ya yaz sicaginda geldim ama donmak uzereyim...


Tierra Del Fuego da yagmursuz ve soguk guzel bir gun


305 NEREDE KALMISTIK...
Pazar, Şubat 7, 2010, 03:13
...tamam simdi hatirladim; Kolombiya diyordum : )

Machupicchu dan Cuzco ya donus yolunda siddetli yagmur yagisinin sebep oldugu toprak kaymasi nedeniyle yaklasik 5-6 saat kadar yolun acilmasini bekledikten sonra gecenin yarisinda Cuzco ya varabildik.



Penceremden durmayan yagmuru bir gun daha izledikten sonra yagmur ve camuru goze alarak yola ciktim.



3812m yukseklike yer alan Titicaca golunun Peru tarafindaki kucuk sehri Puno da kurumaya calisarak bir gece gecirdikten sonra Copacabana uzerinden La Paz, Bolivya ya varabildim. Yagmur, soguk ve camur...



Titicaca golunun Bolivya tarafinda yol bitince golun karsi tarafina kucuk teknelerle geciliyor.



Bolivya cok cok ilginc bir ulke, hem hersey var hem hic bir sey yok! La Paz ve Sucre buyuk ve modern sehirleri. Bu sehirlerde herseyi bulabiliyorsunuz. Sokaklar, insanlar, araclar, restaurantlar 2010 yilinda. Bu sehirlerin disina cikinca bir kac on yil geriye gidiyorsunuz. Guney Amerika nin denize kiyisi olmayan, en yoksul ve egitim seviyesi en dusuk olan ulkesi. Yuzlerce yil farkli ulkeler tarafindan somurulen Bolivya sanki yeni yeni ayaga kalkmaya basliyor. Sadece Ispanyol larin Potosi den cikarip ulkelerine goturdukleri saf gumus 16 milyon kilo, saf altin ise 185 bin kilo...



Bazi yerlesim yerleri arasindaki akaryakit istasyonlarinda yakit bulamayinca normal degerinin iki katina icerisinde ne oldugunu bilmediginiz bidonlardan benzin almak durumunda kaliyorsunuz. Fiyat iki kati derken gozunuz korkmasin; hala Turkiye den ucuz.

Potosi sokaklarinda yururken etrafta ne kadar cok kopek var diye dusunmustum, sabah esyalarimi yuklerken de disk kilidi uzerine cisini yapan kopeklere soylenip durmustum. Kopeklerin intikami aci oluyormus; Sucre yolunda Bolivya li bir kopege carparak dustum. Kopek motosikletin altinda sikisti, motosikleti kaldirinca ayaga kalkip zigzaglar cizerek yuruyup gitti ancak durumu pek iyi gorunmuyordu, umarim olmemistir. Motosiklette bir kac kucuk cizik haricinde bir sey yok. Benim de sadece iki gun kadar sol ayak bilegim biraz agridi o kadar!

Sucre de biraz dinlenip esyalarimi kaldigim hostelin emanetine birakarak Ernesto Che Guavera nin olduruldugu koye, La Higuera ya gitmek icin yola ciktim. Honda da calistigim yillarda motosiklet pazarlama ve satis mudurlugu yapan degerli eski mudurum Enver DODANLI nin onerisi ile gittigim bu koyun yolu tahmin ettigimden uzun ve zorluydu.




Once asfalt yol bitti, sonra duzeltilmis stablize yol, daha sonra toprak yol bitti. Irili ufakli kac dere gectim hatirlamiyorum... Bazi yerler motocross parkuru gibi zorluydu.



Alvaro nun cizdigi yol tarifi olmasaydi belki hic bulamayacaktim La Higuera yi… Bolivya nin dag koylerinde insanlar hala Keshua denilen eski dillerini kullaniyorlar. Yasli insanlar hic Ispanyolca bilmiyor, neredeyse okula giden cocuklardan baska kimse Ispanyolca bilmiyor.



Donus yolunda ayni yerde tekrar karsilastik Alvaro yla, kucuk bir hatira fotografi.

5 saatte varirsin dedikleri koye ancak 10 saatte guclukle varabildim. Sikayetci degilim, son derece macerali ve keyifli bir surus sonrasinda ulastigim yer tum yorgunluguma degdi!



Bolivya da dikkatimi ceken, daha dogrusu ulkenin genel dokusuna pek uymayan iki sey vardi. Birincisi hemen hemen tum bayanlarin giydikleri sapkalar. Ispanyol larin biraktigi izlerden biri bu sapkalar. Dag basinda hayvanlarini otlatirken de, sehirde kose basinda birseyler satarken de baslarinda bu sapkalar var. Kiyafetlerine ve bulunduklari yerlere pek uymayan, 'komik'gelen sapkalar. Bir de basketbol sahalari... Pek cok koyde, belki hayatlarinda basketbol topu gormemis olan insanlarin yasadiklari toprak evlerin oldugu koylerde son derece muntazam beton basketbol sahalari...





Asfalt yola hasret kalip, camur yollarda 3-4 gun motosiklet kullanarak Salar de Uyuni uzerinden Sili ye gecis...Nasil de kisacik bir cumle ile geciverdim dag yollarinda yasadiklarimi : )



Motosikletinizin plakasi Bolivya yollarinda kopup duserse Sili ye nasil gecersiniz? Sili ye gectikten sonra trafik polisinin kontrollerinde derdinizi nasil anlatirsiniz? gelecek bolumde : )


KAZANAN TALIHLI...
Çarşamba, Şubat 3, 2010, 12:12
Suat CENGIZ!

Dogru cevap 'mezar' di. ne isin var mezarlikta demeyin ...Cuzco da gordum bu mezarligi cok renkli ve farkli geldigi icin girip ziyaret ettim :)

Sevgili Suat, maillestigimiz gibi gelebilirsen onumuzdeki hafta Santiago yada Chile nin guneyindeki herhangi bir sehirde gorusmek uzere... Amman fazla esya getirme; kask getirmeyi unutma :)

Bolivya yi bilahare anlatacagim...once su Chile yi biraz anliyayim...

292 MACHUPICCHU
Cumartesi, Ocak 23, 2010, 17:50


Hani bazi duygular vardir, kelimelerle ifade etmeye calistiginizda degerlerini kaybederler, basitlesirler... Bir de bakarsinizki agzinizdan cikanlarla, icinizde derinliklerinizde hissettikleriniz arasinda uzaktan yakindan hic bir alaka yok! Bu sebeple Machupicchu da hissettiklerimi anlatmaya calismayacagim, sadece cok farkli ve guzel bir enerjisi oldugunu soyleyebilirim.

Ebru ve Seniz MP da kulaklarinizi bol bol cinlattim!

Machupicchu ya ulasmak biraz zahmetli oldu. Guney yarimkurede yaz mevsimi yasanmasina ragmen Cusco ve cevresinde bu siralar yagisli mevsim ve malum 3.300m yukseklikte hava biraz serin oluyor. Sehire ulastiktan sonra hem biraz sosyallesmek hem de yuksek irtifa hastaliginin risklerinden sakinmak icin Machupicchu ya bir tura katilarak gitmeye karar verdim. Sabah saat 8 olmadan 13 kisilik bir aracla Arjantin ve Chile den gelen neseli insanlarla birlikte yola ciktik.



Bir kac mola ve bol virajli dag yollarinda 7 saatlik bir yolculuktan sonra yaklasik 1 saatlik bir tren yolculugu yaparak Agua Caliente ye vardik. Geceyi orada gecirdikten sonra sabah saat 4 civarinda serin, sisli, karanlik ve yagmurlu bir havada 2 saatlik bir tirmanisla Machupicchu ya vardik. Agua Caliente den MP ya kisa bir minibus yolculugu ile de ulasilabiliyor ancak dogayi hissetmek icin gruptaki diger arkadaslarla birlikte yurumeyi tercih etmistik. Neredeyse insani canindan bezdiren bu 2 saatlik tirmanisi sanirim uzunca bir sure unutmayacagim.



Iyi de Savas Kolombiya dan MP ya nasil atladin, bu arada neler oldu? diyeceksiniz simdi... Kisaca anlatmaya calisayim...




Shakira nin memleketi canim Kolombiya dan sonra Ekvador biraz ilginc geldi tabiki... Kendine has farkli guzellikleri olan bir ulke Ekvador. El Salvador ve Panama da da oldugu gibi burada da Amerikan Dolari kullaniliyor; bu ulkeler kendi paralarini basmayi ve kullanmayi birakmislar! Gunluk hayatta Dolar kullaniliyorsa pahalidir bu ulkeler diye dusunmeyin. Ozellikle Ekvador da hersey cok ucuz. Bir kac ornek vereyim 1galon (yaklasik 4 lt) benzin 1,48 USD, sehir disinda ortalama bir ogle yemegi 2 USD, baskent Quito da sac trasi 1 USD!




2800m yukseklikteki Quito nun tarihi sehir merkezi yeni sehir merkezinden cok farkli. Istanbul da Sultanahmet ve Levent gibi. Gezilecek, gorulecek, tadilacak cok fazla seyi var.



Sehri cevreleyen yuksek daglardan, teleferik ile cikilan 4100m yukseklikteki tepeden bir taraftan boylu boyunca onunuzde uzanan sehri diger taraftan dumanlari tuten volkani gorebiliyorsunuz.

Yeterli zaman olmadigi icin (yanlis hatirlamiyorsam yaklasik 1 ay beklemem gerekecekti ve vizenin gecerlilik suresi sadece 3 aydi) Turkiye den ayrilmadan alamadigim Peru vizesini Los Angeles dan almaya calistigimda, konsolosluk gorevlisi tum israrlarima ragmen Turkiye den baska bir yerden vize almamin imkansiz oldugu soylenmisti. Sansimi Panama da tekrar denemis ve benzer bir yanit almistim. Ekvador da Quito daki Peru konsoloslugunda, ozenerek hazirladigim detayli bir sunum dosyasi ve gerekli belgelerle 45 gunluk vizemi toplam 4 gunde 30USD ye aldim (hatirladigim kadariyla Turkiye de 250 Euro). Vizeyi alamasaydim Peru yu Manaus uzerinden Brezilya Amazonlarindan gecemeye calisacak yada ucak kargo ile motosikleti Bolivya ya gonderip oradan devam edecektim.



Daha once Panama da tanistigim, tesadufen Kolombiya da tekrar karsilastigimiz motosikletli gezginlerle Quito da tekrar karsilastim. Ekvador un sisli daglarini birlikte asarak Peru ya birlikte girdik.

Peru nun Kuzey inden baskent Lima ya kadar sicaktan bunalarak ve colde bol bol kum yutarak geldik.



Lima, hakkinda pek de iyi seyler soylenmeyen buyuk ve karisik bir sehir. Sehirin girisinde yogun trafigin icinde cilgin taksi ve dolmus soforlerine yol vermemek icin altlarindaki kocaman eski kamyonlari bisiklet gibi suren soforlerden zorlukla kurtulup sehrin 'en iyi' semtlerinden biri olan Miraflores e ulastim.



Ulkenin kuzeyinde gordugum Peru ile Lima o kadar farkli ki sok olmamak elde degil. Hersey temiz, duzenli... tam bir Avrupa sehri havasinda Lima. Gece hayati Amsterdam i aratmayacak renklilikte... Lima li kizlar da oldukca iyi; neredeyse Kolombiya lilarin tirnaklari kadar olacaklar.

Lima dan sonra, milattan once 200 ile milattan sonra 700 yillari arasinda yapildigi tahmin edilen, yapilis nedeni ise hala anlasilamayan Nazca sekil ve cizgilerini gormek icin Nazca ya gittim. Yukseklik korkumun oldugunu unutup ruzgardan sallanan bir kuleye cikip birseyler gormeye calistim, yeteri kadar tatmin olmayinca ertesi sabah 5 kisilik bir ucak turuna katilip cizgileri ve sekilleri gordukten sonra bir daha bu kadar kucuk 'motorlu ucan bir seye' binmeyecegime yemin ettim.



Ucak turundan sonra Cuzco ya ulasmak yola ciktim ancak ayni gun Cuzco ya ulasmak kismet olmadi. Yol yapimi sebebi ile kontrollu gecislerde oldukca fazla zaman kaybettim, cok uzun olmasa da asfalt kapli olmayan tasli yolda hizimi oldukce dusurmek durumunda kaldim..derken ilk defa lastigim patladi...



Sansliydim, lastige biraz hava basarak kisa bir mesafeyi geri donup lastik tamircisinde lastigimi onartabildim. Bir kac saat daha sonra patlamis olsaydi tamiri kendim yapmak durumunda kalacaktim ve muhtemelen cok daha uzun surecekti.

Heyecanla yola devam edip hava kararmadan daha ne kadar yol alabilecegimi ve nereye ulasabilecegimi hesaplamaya calisirken hava sogumaya basladi ve biraz daha devam edince kar yagmaya basladi...



Hay Allah neler oluyor boyle! Hani Guney yarimkurede mevsim yazdi, kis Mart ayindan sonra basliyordu...

Neyse bu da gecer diyerek biraz useyerek de olsa yola devam ettim, ta ki yuksek irtifa hastaligi ile tanisana kadar!
Yuksek irtifa hastaligi da nedir?
Seyahate cikmadan once biraz arastirip okumus ne oldugunu ve etkilerini ogrenmistim. Kisaca, yuksek rakimlardaki basinc farkliliklari ve soludugumuz havanin icerisindeki gaz miktarlarinin ve ozellikle oksijenin vucudumuzun alisik oldugu karisimdan farkli olmasi sebebi ile vucudumuzun farkli tepkiler veriyor olmasi diyebiliriz. Farkli tepkiler bas donmesi, sinuslerde hafif bir agri, yorgunluk, soluk alamiyormus hissi, uyku ve konsantrasyon zorlugu. Bunlar da motosiklet kullanmak icin en gerekli olan seyler degil mi! Ilk basta 'bana birsey olmaz' diye dusunuyordum ancak bir kac virajdan sonra durumun ciddiyetini farketip durdum ve biraz uzanarak uyumaya calistim ancak gececek gibi degildi. Vertigom oldugu icin bas donmesi ile bir yere kadar bas edebiliyorum ancak diger etkilerle birlikte bu cok daha farkli ve gucluydu. Once cadirimi kurup oldugum yerde kalmayi dusundum, daha sonra gecen bos kamyonlardan birine motosikleti koyup asagiya inmeyi... En sonunda yavaslayarak yola devam etmeyi sectim. Ilk dag koyunde durup ilk coca cayimi icip coca yapragi cignedim.



Keske Nazca dan yola cikmadan alsaymisim biraz. Coca malumunuz kokain in hammaddesi, caliya benzer bir bitkinin kurutulmus yapraklari. Peru da coca yasal ve hemen hemen yerde cayini icebiliyor, satinalip cigneyebiliyorsunuz. Bir avucu dolduracak kadar coca yapragi yaklasik 35 cent USD! Cayi biraz sekerle birlikte hic de fena olmuyor ama cignemesi ilk basta pek keyifli degil. Agzinizda bir sure tutunca belli belirsiz bir uyusma hissediyorsunuz dilinizde ve dis etlerinizde ancak kesinlikle bir uyusturucu yada uyarici etkisi yok. Her derde deva sifali bir bitki aslinda; ozellikle yukseklik hastaligina birebir cozum! Bu arada fotograftaki karabiberligin konuyla bir iliskisi yoktur; nereden geldigi hakkinda ise hic bir fikrim yoktur...

GPS de bir ara 14.900 feet (yaklasik 4500 m) yuksekligi gordum. Bu yukseklik sadece bana degil Gullu ye de yaramadi pek tabi ki. Oksijen ve basinc azligindan gucten dustu ve calismasi farklilasti ancak yine de sorun olusturacak kadar etkilenmedi.

Hava karardiginda Abancay diye bir dag sehrine varabildim. Bir sonraki gun de Cuzco...

Simdi ilk defa birsey yapacagim...Asagidaki fotografta yer alan seyin ne oldugunu bilen, dogru cevabi ziyaretci defterine yazan yada mail ile gonderen ilk kisiye Subat ayi ikinci haftasinda, Patagonya da, penguenler ve buz daglari ile ic ice 3 gece 4 gunluk bir tatil! Havalimani kalinacak yerler arasinda motosikletle ulasim, konaklama ve yemekler odule dahildir.



Bolivya icin yarin sabah yola cikacagim birkac gun internet erisimim olmayabilir, talihliyi aciklamak biraz zaman alabilir!


283 KIM DEMIS OZLEMEDIGIMI!
Perşembe, Ocak 14, 2010, 03:18
Ozledim tabi ki ozlemez olur muyum!



Her ne kadar Ekvador un 'muz ormanlari' nda motosiklet kullanmaktan mutlu olsam da...
Ozlenmez mi Istanbul? Ozlenmez mi Turkiyem? Neredeyse 9,5 aydir uzaktayim 'memleket' imden, arkadaslarimdan, sevdiklerimden ve motosikletim Karakacan dan. Dost sohbetlerini, anilarimin oldugu sokaklarda dolasmayi, keyifli paylasimlarla yedigim ictigim yerleri... hatta kalabaligini kirliligini... inanmayacaksiniz ama kopru trafigini bile ozledim.
Aksam ustu serinliginde Kuzguncuk ta Ismet Babanin Yerine oturup yesil uzum rakisi ile birlikte lezzetli mezelerinden atistirmak, Pazar ogle saatlerine dogru Yenikoy Emek Café de balli kaymakli uzun bir kahvalti... Beyoglu nda Inci den ayak ustu bir profiterol, Asmalimescit in dar ve kalabalik sokaklarinda balik, Mandabatmaz da orta sekerli bir Turk kahvesi, Babylon da Mercan Dede konseri, aksam eve donmeden Sampiyondan bir zumkuful ustune ceyrek ekmek kokorec... yetmez ise ustune meydanda Kizilkayalardan iki tane islak hamburger... Marmaris bufenin dilli kasarli tostu, hafta ici erken saatte Besiktas carsida kaymak, sut ve zeytinle sopa yemeden bir sabah kahvaltisi, Karakoy kat otoparkinin altindaki Gulluoglu ndan mis gibi baklava yaninda guzel demlenmis bir bardak cay... Yagmursuz bir sonbahar aksam uzerinde Buyukada da Aya Yorgi nin dibinde izgara sucuk ve ev yapimi kirmizi sarap, Cihangir Doga Balik ta doya doya Istanbul manzarali balik raki keyifi... Gelik te kuyu kebabi, kunefe... Sirkeci de han araligindaki 'deli cig kofteci' den iki marul arasina bol limonlu cig kofte...
Kilisin kaymakli katmeri, Adana Yuz Evler kebapcisinin naneli salatasi ve kebaplari, Gaziantep meydandaki Umit donerin esmer pilavli bol tereyagli doneri, Antalya Kas ta Mercan da raki balik ustune Mavi de gec saatlere kadar kaliteli muzik esliginde Efes bira... Bodrum Yalikavak Koftecisinden 1.5 izgara kofte, Gumusluk koyunda agir agir bir aksam yemegi sonrasinda Kule Dibi ve Adamik... Izmir de Topcunun yerinde cop sis, Cesme de Kumrucu Huseyinden bol mayonezli iki kumru ustune otelin karsisindan damla sakizli muhallebi... Dalyan koyunda raki sohbetleri, aksam uzeri Alacati sokaklarinda piyasa... Kalkan da fenerin dibinde adacayi, Dalyan da Iztuzu nda pancar motorlu teknelerle kaplumbagalarla sabah kahvaltisi aaaahh ahh... daha neler neler... Hay Allah... ben bu kadar ickiyi seviyor muydum yahu : )

Peru daki ilk gecemden sevgilerle!



Önceki Sonraki