333 Arjantin polisi, Paraguay ve Brezilya dan ilk izlenimler
Cuma, Mart 5, 2010, 02:23


Rio de Janerio ya, adini daha once hic duymadigim Paraguay in baskenti Asuncion uzerinden Iguazu selalerini de gorup gideyim dedim. Buenos Aires in tum guzelliklerine veda edip Kuzey e dogru ciktim. Ikinci gunde Paraguay sinira 100km mesafede Formosa diye sevimsiz bir sehirde kalip sabah erkenden yola koyuldum. Amacim ogle yemegini Asuncion da yemek, aksama da Brezilya sinirini gecip Foz do Iguacu ya varmakti. Sen misin boyle uzun plan yapan! Formosa cikisindaki polis kontrolunde gorevli memurlar nedendir bilinmez beni sevmediler... Herseyim tam ve eksiksiz olmasina ragmen evraklarimi alip anlamsizca 2 saat kadar kontrol noktasinda beklettiler. Peso mu dolar mi derken acik acik para istediler. Acapulco da Meksikali bir polis de kirmizi isikta gectigimi iddia edip dolayli olarak para istemisti. Sicak ve kalabalik sebebi ile yaklasik 15 dolarlik bir miktar parayi verip yola devam etmistik Tiffany ile. Sonra yaptigima pisman olmustum, durup mucadele etmeliydim! Bir sucum ve eksigim yokken neden suclu gibi davranayimki!
Bu sefer durup mucadele ettim. Eksik yada yanlis birseyimin olmadigini belgelerimi alip yoluma devam etmek istedigimi anlatmaya calisirken sanirim biraz canlarini siktim kontrol noktasindaki memurlarin. Ucuncu saate yaklasirken sivil giyimli uc polis memuru gelip beni sehirdeki polis merkezine davet ettiler : ) bu sefer deneyimliyim ya hemen kimliklerini gormek istedim... ciddi ciddi polislermis! Arjantin deki Turkiye konsoloslugunun telefon numarasini kayit etmistim ajandama; ilk once arayip durumu anlatmayi dusundum daha sonra cok seyin degismeyecegini dusunup ortam daha fazla gerilmesin diyerek aramaktan vazgectim.
Tahmin ediyorum bir 4 saat kadar polis merkezinde beklemek durumunda kaldim. Kimlik tespiti yapacaklarini, supheli davranislarim (!) sebebi ile beni biraz misafir edeceklerini soylediler. Sabikali gibi beyaz zeminli bir duvarin onunde fotografimi bile cektiler : ) Polis merkezinin avlusunda beklerken, gunes altinda kalan cantamin icerisindeki cikolatanin eriyecegini dusunerek disari cikip almak istedim. O zaman anladim ki avluda da olsa goz altindayim : ) disari cikmama izin vermediler... neyse daha sonra buzlu mate ikram edip biraz sohbet ettiler ama yarim gunum bosa gitti. Sebep mi? Yol kontrolundeki polise 5 - 10 dolar vermemek... Neyse boyle de bir anim olmus oldu...Sizlerle de paylasmak istedim...



Yukaridaki fotografta gorulen Arjantin de yol kenarindaki bir motel. Orta ve Guney Amerika da ozellikle sehir merkezlerinin disinda; hemen girisinde yada cikisinda, bunun gibi bir suru motel gorebiliyorsunuz. Benim bildigim Otel: seyahat edenlerin konaklamasi icin isletilen yerlerdir. Yol kenarinda olanlara, motorway den dolayi Motel, tatil icin gidilenlere de holiday den dolayi Hotel denir. Burada is baska... Aklinizda olsun bu tarafa yolunuz duserse konaklamak icin Motel lere gitmeyin.. neden mi? Burada motel ler insanlarin sevismek icin, saatle ucret odeyerek kullandiklari mekanlar. Genelde etrafi yuksek duvarlarla cevrili, giris ve cikis kapilari ayri ve buyuk... iceride her odanin altinda yuksek kapisi yada branda ortusu olan otoparklari var. Otoparktan kimseye gorunmeden odaya cikilabiliyor. Iceride olan araclar gorulmuyor...hersey sir olarak kaliyor yani : )



King Kong un haline bakar misiniz : )

Paraguay! Pek birsey anlamadim. Baskent Asuncion bombostu. Resmi tatilmis, her yer ama her yer kapaliydi... Koca sehirde bir sise su alacak bir dukkan bile acik olmaz mi yahu!



El Salvador ve Honduras da da akaryakit istasyonlarinda buradaki gibi uzun namlulu pompali tabancalar tasiyan guvenlik gorevlileri vardi heryerde. Bazi restaurantlarin ve marketlerin onunde, hatta bakkal cakkala dagitim yapan satici kamyonlarinda bile bu tur guvenlik gorevlileri vardi.



Paraguay in en guzel yani otoyollarin motosikletler icin ucretsiz olmasi... Brezilya da 600km lik bit guzargahta sadece bir oncelki gun 20 usd a yakin otoyol ucreti odedim...

Vee...Brezilya!

Gu gece Brezilya daki ucuncu gecem. Ilk izlenimlerim oldukca olumlu.. Kolombiya ozlemim biraz azalacak sanirim burada : )



Ihtisami fotograftan okunmuyor ancak gercekten soylendigi kadar varmis; Iguazu selaleleri harikaydi. Su sesi, kadin sesi ve para sesi insana ilham veren seslerden denir. Diger ikisini biliyordum ama su sesinin etkisini gercek anlamda burada hissettim. Ayrilasim gelmedi selalelerden. Tanistigim Ingiliz lerden biri, gok kusaginin dogdugu yer burasi diye ic gecirdi kahvemizi icerken.



Brezilya nin bu kadar gelismis, bu kadar herseyin yerli yerinde oldugu bir ulke oldugunu bilmezdim. Otoyollari, koyleri kasabalari, insanlari... hersey cok duzgun. Diger sehirlerini gormedim ancak gorduklerim gercekten son derece modern. Bir de su Portekizce cikmasaydi... ne guzel alismistim Ispanyolca ya...

2008 model Kawasaki KLR650 icin ACIL zincir on dislisi araniyor. Bugun Curitiba da ne kadar motosiklet parcasi satan yer varsa dolastim hic birinde bulamadim. Sevgili teknik danismanim Hakan SAVASER; ne diyorsun bu konuda?


326 Guzel Havalar
Cumartesi, Şubat 27, 2010, 01:42
Güzel Havalar

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık

Adi Ispanyolca da guzel havalar anlamina gelen Buenos Aires in sokaklarinda dolasirken Orhan Veli Kanik in bu guzel siirini mirildanip duruyorum kendi kendime...Biraz daha kalirsam Buenos Aires de beni mahvedecek : )



Arjantin ve Buenos Aires deyince akliniza neler geliyor? Benim aklima tango, Arjantin in meshur kalin izgara etleri, Carlos Gardel ve Alpachino nun bas rolunde oynadigi Kadin Kokusu (Scent of a woman) fimlindeki tango sahnesi geliyor.

Mustafa Andic in "Dansin Muzigin ve Baskaldirinin Sesi Guney Amerika" adli kitabindan aynen aktariyorum:
'19.yuzyil boyunca Avrupa da dikis tutturamayan Italyan gocmenler, gemilere dolusup yeni dunyaya dogru yeni bir umut icin yelken acarlar. Is guc olmayinca da Buenos Aires Limani na yerlesirler ve "portenos" lara karisirlar (liman adamlari). Gelirken de yol boyunca ogrendikleri Kuba nin neseli sarkilarini, Brezilya ya Afrika dan gelen siyahlarin hareketli ritimlerini kapmislardir. Liman agzinda gitar esliginde sarki soylemeye, kufure, argoya, erkek erkege yasamaya alisirlar. Kadina hasret, terk ettikleri vatanlarina hasret. Cok gecmeden aralarina fahiseler dadanir. Toplumdan izole halde yasayan bu siradisi sokaklar bir sure sonra kendi yasam tarzini ortaya cikarir. Boylece gecen yuzyilin baslarinda Dunya 1. Cihan savasi ile bogusurken Latinlerin bu cografyalarinda tango filizlenmeye baslar.
Carlos Gardel den miras kalan, hafif egimli fotr sapkalar ve biryantinli saclari ile uzun yakali ceketle mutlaka sivri topuklu ayakkabi giymis hasin bakisli, hafif kulhanbeyi delikanlilar ile, yuksek topuklu ayakkabilari, vucuda giydirilen ama derin bir yirtmacla tum bacaklari mermer bir sutun gibi ortaya cikaran siyah dantelli etekler, gumus piriltilarin arasindan siyrilan disi bedenlerin birbirine dolandigi yeni bir dansti ortaya cikan. Bu goruntulere ilk kez taniklik eden insanlar 'iyi guzel de bu isi niye ayakta yapiyorlar ki?' demekten kendilerini alamazlar.
...Baslangicta limandaki barlarda, pavyonlarda, "asagi tabakanin" eglencesi olan tangolar, yavas yavas sehirde homurtulara yol acmaya baslamis. Koyu katolik olan Buenos Aires liler: kadin erkek birbirine yapisik bacaklar birbirinin arasinda kivrilan bedenlerin olusturdugu dansi "ahlaksizlik" diye reddetmeye calismislar....'

Uzatmayayim daha fazla...disari cikip 'guzel havlar'in tadini cikarayim biraz daha



318 El Fin del Mundo
Pazar, Şubat 21, 2010, 18:42
Ushuaia ya, Dunya nin sonu (fin del mundo) diyorlar... Dunya nin sonu falan oldugu yok aslinda sadece pazarlamasini iyi yapmislar : ) Ancak Antartika ya en yakin ve Dunya nin en guneyindeki sehri oldugu dogru.



Ilk girisimimde basarisiz olunca (!) Kasim ayinin ortasinda tekrar yola cikip, Los Angeles tan Ushuaia ya kadar yaklasik 21.000km yolu 3 ayda tamamlayarak 'Dunya nin sonu' na ulastim. Buraya ulasinca boyum uzamadi : ) ama biraz kilo verdim. Amac sadece Ushuaia ya ulasmak degil yolda olmakti...ABD, Meksika, Kuba, Guatemala, El Salvador, Honduras, Nikaragua, Kosta Rika, Panama, Kolombiya, Ekvador, Peru, Bolivya, Sili ve sonunda Arjantin!

Yolda tanistigim insanlar, gorduklerim, yasadiklarim, tattiklarim... hepsi son derece keyifli ve hatirlanacak anlar.



Uc gundur Arjantin in Atlantik okyanusu kiyisindaki sehri Puerto Madryn deyim. Guney deki soguk biraz yormus beni, birkac gun tembellik yapip dinlenmek iyi geldi.

En son Bolivya dan Sili ye nasil gectigimi anlatiyordum... Bu arada soylemeden yapamayacagim Kolombiya acayip guzel bir ulke!



Toprak ve tas yolda ilerlerken bir sure sonra yavas ve dikkatli gitmekten sikiliyor insan. Hangi cukura gireyim hangisinden kacayim, yol kenarindaki su lamalardan biri yola cikarsa carpar miyim acaba, su buyuk cukura dusersem lastiklerim yarilir mi, bu virajin arkasindan yolu ortalamis bir kamyon cikar mi, micirlardan kayip su ucurumdan asagiya ucar miyim... endiselerini bir kenara birakip biraz risk alip gazi aciveriyorsunuz. Belirli bir yuksek hiza ulastiktan sonra kucuk ve orta boy cukurlara dusmuyor uzerinden ucuyorsunuz, buyukleri icin yapacak birsey yok paldir kuldur giriyorsunuz icine. On tekerlekten seken taslar motor korumasi ve ayaklariniza carparken, arka tekerlekten firlayanlar kenardan kenardan plakaya carpiyor ve bir sure sonra mola verdiginiz bir yerde motosikletin sagini solunu kontrol ederken fark ediyorsunuzki plakaniz Bolivya yollarinda kalmaya karar vermis. Geri donup aramak mi? Aklimdan bile gecirmedim!



Bu fotografi ceken Bolivya gumruk gorevlisi motosikletin cikis islemlerini yaparken plakaya bakmadi ama Sili gumruk memurlari daha titiz calisiyorlar. Sase numarasi, plaka... hersey kontrol ediliyor. Plakasi olmayan bir araci bir ulkeye sokmak da pek kolay olmuyor. Bir kagida numaralari yazip bantla yapistirayim dedim ama cozum onerimi pek begenmediler. Sinirdaki polis ofisine gonderip rapor tutturdular ve daha sonra islemlerimi tamamladilar. Sili icerisinde de Santiago ya kadar iki defa polis kontrolunde hikayemi bastan sonra muthis Ispanyolcamla anlatip polis memurlarini ikna etmem gerekti. Santiago da folyodan kestirip iki tane plaka yaptirdim... simdilik ise yariyor!



Sili nin Kuzey inde bana gore sadece col var! 400 yildir hic yagmurun yagmadigi, Dunya nin en kurak colu Atakama colunu gecmek gunler aliyor.


Allahtan yollar guzel ve zemin asfalt. Yuzlerce km gidiyorsunuz bir sehir cikiyor karsiniza...benzin alip bir seyler yiyip bir gece yatiyorsunuz ertesi gun yine yuzlerce km colde yol... Sili Dunya nin en zengin bakir madenlerine sahip. Pek cok yerde maden santiyelerinin biri bitiyor digeri basliyor.



Gunlerce colden sonra ulkenin baskenti Santiago cennet bahcesi gibi geliyor. Kocaman ve modern bir sehir... 2010 yilinin tum nimetlerinden faydalanmak mumkun...





Saga sola kosturan telasli sehir insanlari, sehir merkezindeki parkta satranc oynayanlar, bakimli ve sik giyimli bayanlarin servis yaptigi Hawai espresso barda gercek espresso!



Sehrin trafige kapali islek caddelerinden birinde birkac genc ellerinde 'Abrazos gratis' (kucaklasmak bedava) yazan bu kartonlari tutup gelip gecenle kucaklasiyorlardi. Havana da da benzer birsey gormustum ama ilgilenmemistim. Burada biraz ilgilenmeye karar verdim. Kenarda durup biraz izledim sonra gidip sordum nedir bu diye. Insanlarla kucaklasmak istedigini soyledi bu Sili li genc. Bunu anladim da neden kucaklasmak istiyordu? Sonunda kendini yalniz hissettiginde buraya gelip sokaktaki insanlarla kucaklasmanin iyi geldigini soyledi : ) Amerikan tarzi bir terapi yontemi sanirim.



Bu kadar sorup sorguladiktan sonra ben de kucaklastim adamla ne yapayim, bari bir katkim olsun dedim!



Lastik yenileyip yag degisimi ve bakimlari tamamlayip Guney e dogru devam...



Puerto Mont dan Chaiten e feribot bileti almak icin savasirken tanistim bu Ispanyol larla. Baba ogul 1 ayligina gelmisler Guney Amerikaya... Ushuaia hac yolculugunu yapip Barselona ya doneceklermis. Fotografta da goruldugu gibi tepeden tirnaga donanmislar. Kucuk bir hesap yaptim kendi kendime benim oglumla boyle bir seyahati yapma ihtimalim nedir diye : )



Sehrin 10km otesindeki Chaiten yanardagi yaklasik iki yil once aktif hale gecmis ve yagmurla birlikte tum sehir kuller icinde kalmis. Insanlar, araclar hatta evler bile denize akmis!



Venezuella dan baslayip 7000km Guney e dogru devam ederek Patagonya nin guneyinde sona eren And Daglari ni ve meshur Pan Amerikan yolunu geride birakip Sili nin doga harikasi parklari icerisinden Arjantin e gecis...



Arjantin e varmadan komsu ulkelerde tanistigim hemen hemen tum Arjantinli lerin elinde bu mate bardaklari ve kamislari vardi. Arjantin de ise herkesin bir elinde sicak su termosu diger elinde mate caylari var. Siniri gecer gecmez ayak ustu kisa bir sohbette hemen elime tutusturuverdiler mateyi. Fena degil guzel bir tadi var ama butun gun icilecek bir sey degil bence : )




Ruta 40 uzerinden biraz daha Guney e ilerletip, bir lastik patlagi ile Tierra del Fuego (ates topraklari) ya varis...






Oraya buraya etiket yapistiran sadece ben degilmisim : )



Penguenlerle tanismak parklardan birini ziyaret etmeye karar verdim. Asfalt yoldan yaklasik 30km lik bir toprak yola saparak gittikten sonra 3km yuruyerek penguenlerin yasadigi bir sahile ulastim. Tanismak ve sohbet etmek guzeldi guzel olmasina bir de donus yolunda yagmur baslamasaydi...



Iyi ezilmemis toprak yagmurla islandiginda acayip birsey cikiyor ortaya: yapiskan ve son derece kaygan bir yol. Kayip dusmemek icin mucadele ederken lastikler camurla kaplaniyor, debriyaj balatalarini yakmadan bu camurdan nasil cikarim diye dusunurken arka tekerlek sikisan camurla kilitleniyor ve oracikta kaliveriyorsunuz. Levent in Ralli Alistirmalari na katilmis gibi hissettim kendimi. Dusmeden, balatalari yakmadan 30km lik o yoldan nasil ciktigima hala inanamiyorum...



Bir de yuruyus yolunda cevredeki uyari yazilarindan biri... Karsiniza puma cikarsa nasil davranmaniz gerektigini bilmekte yarar var : )




Deniz aslanlari, deniz filleri, fok ve penguenler icin Puerto Madryn in Kuzey Dogu sundaki Pennisula yolu. Gidis donus 200km yumusak micir... bir daha mi?.. sanmiyorum : ) hem de iki kisi...



Turkiye de havalar nasil bu arada? Biz burada denize giriyoruz...

Kolombiya nasil Serdar? Bir hafta once battaniye gondereyim mi diye soruyordun : )


314 Ushuaia, Tierra Del Fuego, Arjantin
Pazartesi, Şubat 15, 2010, 00:14
Dunyanin dort bir yanindan bilim adamlarinin katildigi uluslararasi uzay sempozyumunda katilimcilar sirayla soz alirlar. Japon cok yakinda Uranus gezegenine gideceklerini soyler, Amerika li Mars a, Ingiliz Neptun e gideceklerini soyler... sira bizim Temel e gelir. Temel durur ve 'biz Gunese gidecegiz' der. Salonda buyuk bir sessizlik olur ve uzay dairesi baskani sorar 'Nasil gideceksiniz? 5.500 derece sicakliga dayanabilecek teknolojiniz nedir? Temel cevap verir 'cok basit...aksam serinliginde gidecegiz!'.... Ben de guney kutbuna, Antartika ya en yakin yere Ushuaia ya yaz sicaginda geldim ama donmak uzereyim...


Tierra Del Fuego da yagmursuz ve soguk guzel bir gun


305 NEREDE KALMISTIK...
Pazar, Şubat 7, 2010, 03:13
...tamam simdi hatirladim; Kolombiya diyordum : )

Machupicchu dan Cuzco ya donus yolunda siddetli yagmur yagisinin sebep oldugu toprak kaymasi nedeniyle yaklasik 5-6 saat kadar yolun acilmasini bekledikten sonra gecenin yarisinda Cuzco ya varabildik.



Penceremden durmayan yagmuru bir gun daha izledikten sonra yagmur ve camuru goze alarak yola ciktim.



3812m yukseklike yer alan Titicaca golunun Peru tarafindaki kucuk sehri Puno da kurumaya calisarak bir gece gecirdikten sonra Copacabana uzerinden La Paz, Bolivya ya varabildim. Yagmur, soguk ve camur...



Titicaca golunun Bolivya tarafinda yol bitince golun karsi tarafina kucuk teknelerle geciliyor.



Bolivya cok cok ilginc bir ulke, hem hersey var hem hic bir sey yok! La Paz ve Sucre buyuk ve modern sehirleri. Bu sehirlerde herseyi bulabiliyorsunuz. Sokaklar, insanlar, araclar, restaurantlar 2010 yilinda. Bu sehirlerin disina cikinca bir kac on yil geriye gidiyorsunuz. Guney Amerika nin denize kiyisi olmayan, en yoksul ve egitim seviyesi en dusuk olan ulkesi. Yuzlerce yil farkli ulkeler tarafindan somurulen Bolivya sanki yeni yeni ayaga kalkmaya basliyor. Sadece Ispanyol larin Potosi den cikarip ulkelerine goturdukleri saf gumus 16 milyon kilo, saf altin ise 185 bin kilo...



Bazi yerlesim yerleri arasindaki akaryakit istasyonlarinda yakit bulamayinca normal degerinin iki katina icerisinde ne oldugunu bilmediginiz bidonlardan benzin almak durumunda kaliyorsunuz. Fiyat iki kati derken gozunuz korkmasin; hala Turkiye den ucuz.

Potosi sokaklarinda yururken etrafta ne kadar cok kopek var diye dusunmustum, sabah esyalarimi yuklerken de disk kilidi uzerine cisini yapan kopeklere soylenip durmustum. Kopeklerin intikami aci oluyormus; Sucre yolunda Bolivya li bir kopege carparak dustum. Kopek motosikletin altinda sikisti, motosikleti kaldirinca ayaga kalkip zigzaglar cizerek yuruyup gitti ancak durumu pek iyi gorunmuyordu, umarim olmemistir. Motosiklette bir kac kucuk cizik haricinde bir sey yok. Benim de sadece iki gun kadar sol ayak bilegim biraz agridi o kadar!

Sucre de biraz dinlenip esyalarimi kaldigim hostelin emanetine birakarak Ernesto Che Guavera nin olduruldugu koye, La Higuera ya gitmek icin yola ciktim. Honda da calistigim yillarda motosiklet pazarlama ve satis mudurlugu yapan degerli eski mudurum Enver DODANLI nin onerisi ile gittigim bu koyun yolu tahmin ettigimden uzun ve zorluydu.




Once asfalt yol bitti, sonra duzeltilmis stablize yol, daha sonra toprak yol bitti. Irili ufakli kac dere gectim hatirlamiyorum... Bazi yerler motocross parkuru gibi zorluydu.



Alvaro nun cizdigi yol tarifi olmasaydi belki hic bulamayacaktim La Higuera yi… Bolivya nin dag koylerinde insanlar hala Keshua denilen eski dillerini kullaniyorlar. Yasli insanlar hic Ispanyolca bilmiyor, neredeyse okula giden cocuklardan baska kimse Ispanyolca bilmiyor.



Donus yolunda ayni yerde tekrar karsilastik Alvaro yla, kucuk bir hatira fotografi.

5 saatte varirsin dedikleri koye ancak 10 saatte guclukle varabildim. Sikayetci degilim, son derece macerali ve keyifli bir surus sonrasinda ulastigim yer tum yorgunluguma degdi!



Bolivya da dikkatimi ceken, daha dogrusu ulkenin genel dokusuna pek uymayan iki sey vardi. Birincisi hemen hemen tum bayanlarin giydikleri sapkalar. Ispanyol larin biraktigi izlerden biri bu sapkalar. Dag basinda hayvanlarini otlatirken de, sehirde kose basinda birseyler satarken de baslarinda bu sapkalar var. Kiyafetlerine ve bulunduklari yerlere pek uymayan, 'komik'gelen sapkalar. Bir de basketbol sahalari... Pek cok koyde, belki hayatlarinda basketbol topu gormemis olan insanlarin yasadiklari toprak evlerin oldugu koylerde son derece muntazam beton basketbol sahalari...





Asfalt yola hasret kalip, camur yollarda 3-4 gun motosiklet kullanarak Salar de Uyuni uzerinden Sili ye gecis...Nasil de kisacik bir cumle ile geciverdim dag yollarinda yasadiklarimi : )



Motosikletinizin plakasi Bolivya yollarinda kopup duserse Sili ye nasil gecersiniz? Sili ye gectikten sonra trafik polisinin kontrollerinde derdinizi nasil anlatirsiniz? gelecek bolumde : )



Önceki Sonraki