88 ISPANYOLCA NIN ONEMI
Salı, Haziran 30, 2009, 18:54


Seyahate cikmadan birkac gun once arkadaslarimla Maslak ta sohbet edip kahve icerken, Esma, Baris diye bir arkadasindan bahsetmis, irtibata gecip Latin Amerika hakkinda fikir almam icin web sitesinin adresini vermisti. Kolay bir adres www.barisnerede.com ama ben yine de unutmamak icin ajandama not almak uzere cantami karistirirken, Esma gulumseyerek ve saskinlikla Baris in hemen arkamizdaki masaya oturmak uzere oldugunu soylemmisti! Tanisip ayak ustu iki satir sohbet etmistik. 288 gunde Dunya nin cevresini dolasan bir gezgin Baris. O nun web sitesinden aldigim, bir ilanda kullanilan, yukaridaki fotograf cok hosuma gitmisti ve guldurmustu beni. Bugunlerde ayni bu fotograftaki sahneleri yasiyorum ama gulemiyorum halime! Yasanan bir durumu bu kadar iyi anlatan bir fotograf olamaz; Ispanyolca bilmiyorsaniz durum aynen boyle burada. Temel ihtiyaclarimi karsilamak icin gelmeden Elcin hocamla biraz calismistik ve gezi rehberindeki birkac cumleyi ezberlemistim ancak gelismis ihtiyaclar icin bu seviyedeki Ispanyolca ne yazik ki yeterli olmuyor. Motosikletsiz ve bastonlu gunlerde Meksika da yapilabilecek en faydali seyin Ispanyolca ogrenmek olduguna karar verdim ve kollari sivadim. Bakalim yarari olacak mi onumuzdeki gunlerde gorecegiz!

Bu arada sagligim her gecen gun daha iyiye gidiyor ancak motosikletime hala kavusamadim ve dolayisi ile onarimina henuz baslayamadik.


78 MOTOSIKLETSIZ GUNLER
Cumartesi, Haziran 20, 2009, 04:14
Tanidigim ve daha once hic tanismadigim ismini bile bilmedigim o kadar cok kisiden mail ve yardim teklifi geldi ki sasirdim! Liste uzun olacagi icin herkesin ismini yazamiyorum, herkese cok tesekkur ederim. Bu seyahate yalniz ciktigimi ve yalniz oldugumu dusunuyordum ama degilmisim : )

Carsamba gunu Alex (adinda bir melek) ile birlikte onun arabasi ile Compostela ve Tepic e gidip uzun ve dolanbacli resmi islemlerden sonra esyalarimi alabildim ve motosikletimi gorebildim. Tepic de Alex in arkadasi Joel de tum gun bize eslik etti. Inanilir gibi degil: dunyanin bir ucunda sadece sokakta motosikletin basinda en fazla 7 dakika sohbet ederek tanistigim bu adam isini gucunu birakip bana yardim etmek icin elinden geleni yapti ve hala yapmaya devam ediyor, bunun karsiligini nasil odeyebilecegimi bilemiyorum.


Yorucu gunun sonunda guzel bir yemekle odullendirdik kendimizi

111 milyon insanin yasadigi bir ulkede guvenebileceginiz 1 tek kisinin bile olmamasi insani ister istemez yalniz hissettiriyor. Dilini, kanunlarini, kanunlarin disinda isinizi halletmek icin gerekli yollari bilmemek de gucsuz hissettiriyor. Sevgili Levent Kalpakci nin soyledigi gibi bunlar insani guclendiriyor aslinda yasandiktan sonra ama surec oldukca yorucu ve yipratici oluyor. Tam adini bile bilmediginiz bir insanin yarim yamalak tercume etmeye calistigi resmi belgelerin ve kaza raporlarinin altina imza atmak ve yanina parmak izinizi basmak hic de kolay degil.
Alex in soyledigine gore kazada herhangi bir yerimin kanamamasi buyuk bir sans; taraflardan birinde bir damla bile kanama olmasi durumunda kazaya karisan iki tarafi da hapise aliyorlarmis burada kanun geregi.

Motosikletimi almak icin gerekli islemler biraz daha surecek gibi. Hersey yolunda giderse onumuzdeki hafta Mariposa yi bulundugu arac coplugunden cikarip onarimi icin bir yer bulmaya calisacagim. Motor blogu ve sase saglam gorunuyor onun haricinde on taraftaki hasar onarilabilecek gibi gorunuyor ancak oldukca fazla parca gerekebilir.



Sagligim mi? Kontrol icin baska bir hastaneye gittim, tekrar filmler cekildi muayene edildi bacagim. Sis de inmeye basladi, hersey olmasi gerektigi gibiymis. Bu doktor da alcinin gereksiz oldugunu soyledi ancak 1,5 2 ay uzerine basmadan, yurumeye calismadan gecirmem gerekiyor.


73 DOKULEN SUTUN DAVASI OLMAZ...
Pazar, Haziran 14, 2009, 22:44
4 Haziran 2009 Persembe sabahi Puerto Vallarta dan Guadalajara ya varmak icin yola ciktim. 160 km sonra (GPS im su anda yanimda olmadigi icin zamani ve mesafeleri yaklasik olarak tahmini degerlerle veriyorum.) Nayarit eyaletinin Compostela isimli guzel bir sehrinde asagida isaretli yerde bir kamyonete carptim!



Kirmizi ok benim surus yonum. Koordinatlar Yucel icindir...

Polis raporu henuz elimde yok ama suclu oldugumu biliyorum. Dur (Alto) isaretinde durmadan yola devam eden, daha dogrusu devam etmek isteyen bendim cunku. Dur levhasini gormemistim. Kazadan bir kac gun sonra taksi ile Compostela ya giderken baktim, o noktada durmam gerekiyordu. Aklimda binbir tilki dolasiyordu o gun. Sabah alip okudugum bir kac mail, alti gun sonra Istanbul Is Mahkemelerinde gorulecek ilk davam, sicak, Guadalajara icin hangi yolu tercih edecegim (ucretli yollar daha guvenli ve kisa suren yollar oluyor ancak yoldan baska hic bir sey gorme sansiniz olmuyor, ucretsiz yollari tercih ettiginizde ise biraz daha halka karisabiliyor, daha gercekci ve guzel seylerle karsilasiyorsunuz)... Tam olarak hatirlamiyorum ama buyuk ihtimalle bir gozum yine GPS teydi... Tali bir yolda oldugumu ve ana yola katilmak uzere oldugumu fark etmedigim icin karsi istikametten gelen araci gordum ancak onemsemedim. Onemseyecek ne var ki ben onu gordum, buyuk ihtimalle o da beni gordu, herkes olmasi gerektigi yerde dogru seridinde, birazdan sol tarafimdan gecip gidecek; daha once belki milyonlarca aracin gelip gectigi gibi. Ilerledigim yone gore sagimda kalan yolu hala fark etmedigim icin gelen aracin benim solumdan gececeginden o kadar eminim ki carpisma anina 2000 mili saniye (2 saniyenin esdegeri olarak) kala birseylerin ters gittigini fark ettigimde hala yolun sag tarafina yaklasmaya calisiyordum. Karsidan gelen aracin surucusunun biraz dalginlikla kendi seridinden benim seridime gecmis olabilecegini dusunmustum. Sagimdaki yolu son anda bile olsa fark etmis olsam belki kendi seridimin soluna dogru yaklasacak, diger seride gecip carpismadan devam edebilecektim. Durumu tam olarak fark ettigimde artik yapilabilecek hic bir sey kalmamisti. Ne fren yapmak, ne motosikleti yan yatirmak ne uzerinden atlamak... hic bir sey yoktu yapilabilecek. Bu 2000 mili saniyenin her anini sanki agir cekimde film izler gibi izledim. Yavas yavas yaklastim, aracin icerisinde sag tarafta onde oturan orta yaslardaki kadin bana bakiyordu. Biraz daha yaklastim. Kadin sanki hic birsey olmayacakmis gibi sakin bakiyordu. Ben de bir seyler olabilecegine hala inanamiyor carpismak uzere oldugumuzu kabul etmek istemiyordum. Daha da yaklastim. Sag gidonun ucundaki denge demiri, ayna ve Amerika dan Meksika ya girerken dustugumde kirilan, bantla sikica yapistirdigim sag on sinyal ilk darbeyi alan yer oldu. Darbenin etkisi ile gidon saga dogru donerken sag basamak ve dogal olarak basamagin uzerindeki ayagim kamyonete temas etti. Carpisma anindaki hizimin 70km/s civarinda oldugunu tahmin ediyorum karsidan gelen arac da 50km/s ile geliyor olmus olsa yaklasik 120km/s lik bir hizla carpismanin oldugunu varsayabiliriz. Sag taraftaki yan cantanin da bacagimla ayni anda carptigini tahmin ediyorum. Canta belki bacagimin maruz kaldigi sikismayi biraz olsun azaltmisti tampon gorevi gorerek. Canta parcalandi ve icindekiler etrafa dagildi, sag basamak saseye baglandigi yerden kirildi, on suspansiyonu gidonun altindan saseye baglayan demir kirildi. Ben sol tarafa dogru motosikletin uzerinden ucarken motosiklet de hemen arkamdan sola dogru devrilip biraz suruklendikten sonra durdu. Ayaga kalkmadan once cok kisa kendime baktim. Yasiyordum. Kollarimi ve bacaklarimi hareket ettirebiliyordum. Basimda ve boynumda rahatsiz edici birsey hissetmiyordum. Dogrulup kaskimi cikartmaya calisirken carptigim aracin surucusu yanima gelmisti. Adam cok sakindi, bir seyler soyluyordu ama ne isitiyor ne de anliyordum. Kaskimi, gunes gozlugumu ve kulak tipalarimi cikarirken etrafa dagilan esyalarima ve Mariposa nin parcalarina baktim. Hersey darmadagin olmustu. Kaza yaptigima inanamiyor inanmak istemiyor, boyle bir hata yaptigimi kabul etmek istemiyordum. Adam bana Ispanyolca birseyler sormaya calisirken ben bagirip cagirmaya basladim. Ayaga kalkip dagilmis esyalarimi toplamaya calisirken sag bacagimda bir sicaklik ve sikisma hissetmeye basladim. Esyalardan vazgecip motosikleti kaldirmaya calistigimda sag bacagima birseyler oldugunu anladim ve herseyi birakip asfaltin ortasina oturdum. Kendi kendime hala bagirip duruyordum; Turkce olarak tabi ki. Sirtimdaki Camelbak den biraz su cektim agzima. Birazini ictim birazi ile yuzumu yikadim. Pasaport, para, telefon, icerisine cok seyimi not ettigim cep ajandam vb. esyamin bulundugu bel cantam belimde degildi. Etrafa bakinip nerede oldugunu buldum ve isaret ederek getirmelerini istedim. Carpisma sirasinda dikisleri acilmis ve bel bagi kopmustu. Bu arada cevreden birileri geldi, etrafa sacilan esyalarimi, ucusan kagitlari toplayip yanima getirdiler, motosikleti kaldirdilar. Yerinden cikan GPS i montumun cebine koydum. Saglam kalan sol canta icerisinden ilk yardim cantami cikardim. Sag botumun tabani carpisma sirasinda cikmis sadece burnundan bir yerden tutuyordu. Pandolonumun sag bacagi dize kadar yirtilmis, diz korumasi aciga cikmisti. Sisen bacagimi ve ayagimi botun icerisinden zorlukla cikarabildim. Bu arada Federal Polis geldi. Nasil bu kadar cabuk gelebildiklerine hala sasiriyorum. Bir polis memuru aractan iner inmez fotograf cekmeye basladi digeri de bana biraz yaklasarak ambulans cagiracaklarini sakin olmami soyledi Ingilizce olarak. Hala kabul edemiyordum. Allahim bu bir ruya olmaliydi birazdan uyanacaktim, terlerimi elimle alnimdan silecek ve basimi yumusak yastiga koyup uyumaya devam edecektim. Sabah da yolculuguma kaldigim yerden devam edecektim. Gozlerimi kapatip tekrar actim. Yatagimda degildim, gercekten kaza yapmistim. Kendi kendime bacagima birseyler yapmaya calisirken polis memuru uzaktan beni izledi, yaklasmadi ve dokunmadi. Sogutucu spreyi cikarip sisen ayak parmaklarima ve dizimle ayak bilegim arasindaki sisen bolgeye sikmaya basladim. Kirik ihtimaline karsi diz altinda kalan bolgeyi sargi bezleri ile sabitlemeyi dusundum ancak herhangi bir agri yada aci hissetmedigim icin vazgectim. Koruyucu kiyafetlerim ve ozellikle botlarim sayesinde derimde hic bir yerde herhengi bir yaralanma gorunmuyordu. Sadece botun icerisine kalan yerde 2cm kadar bir bolgede deride biraz zedelenme vardi o kadar.

Bu olaylar sirasinda zamani algilayisim degismisti gerci ama yine tahmin ediyorum en fazla 10 dakika icinde ambulans geldi. Ilk yardim ekibi ile Ingilizce Ispanyolca arasinda bir dilde bir seyler konustuk, guler yuzlu olan ilk yardfimci plastik eldivenlerini giydi, gozlerimi kontrol etti. Ilk yardim derslerinde gordugum, icerisine hava uflenerek sisirilmek suretiyle bacagin hareket etmesini engelleyen torba seklindeki sabitleyici ile bacagimi sabitleyip beni sedyeye aldilar. Bu arada polis yanima almak istedigim degerli seyleri almami soyledi. Hangisi degersiz ve onemsizdi ki... yanimda tasidigim bir vida bir kablo parcasi bile cok onemli ve oneminden dolayi degerliydi bu seyahatte benim icin. Bel cantami, icerisinde bilgisayarimin da oldugu parcalanmayan yan cantayi ve kiyafetlerimin bulundugu cantayi isaret ettim. Beni ambulansa yuklemeye calisirlarken polis memuru gosterdigim esyalari tasiyordu. Icerisinde fotograf makinemin bulundugu, Erdem Los Angeles den yola cikmadan once hediye ettigi tank ustu cantayi da isteyince polis gulmeye basladi ve tum esyalarimi toplayip guvenli bir yerde saklayacaklarini soyledi.

Sansliydim, guzel bir yerde yapmistim kazayi, hastane cok yakindi. En fazla 7 dakika icinde bir hastanenin rontgen odasindaydim. Beni klimali rontgen odasinin buz gibi masasina yatirdiklarinda yavas yavas gercegi kabullenmeye baslamistim. Hatta sevinmeye bile basladim. Hayattaydim. Sag bacagimdan baska bir hasar yoktu. Cok daha kotu seyler olabilirdi. Sansliydim. Acaba sabah Puerto Vallarta dan yola cikarken, soyunup tekrar giyinmeyi gozumde o kadar buyutmeseydim de Starbucks da guzel bir espresso icseydim butun bunlar yine olacak miydi? Ya da yakit almak icin durdugum Pemex istasyonunda o dondurmayi yemeseydim? Trafik isiginda sariyi gorunce gecmeyip dursaydim...Allahim! Neden? Fazla degil sadece 3 saniye daha erken yada daha gec kaza yerinde, o noktada olmami saglayacak kucuk kucucuk minicik birsey yapsaydim ya da yapmasaydim da bu kaza olmasaydi ne olurdu sanki ¿!•$%•&/?? Yok yok ucuz atlatmistim, belki burada bu kazayi yapmasam biraz daha ileride daha buyuk bir kaza yapacaktim, belki cok daha sonra cok daha kotu seyler gelecekti basima. Sukurler olsun ucuz atlatmistim.

Simdi Londra da yasayan, film ve muzikten cok iyi anlayan dostum Metin in yillar once bana onerdigi bir film var Kos Lola Kos adinda. Yanlis hatirlamiyorsam Alman bir yonetmenin filmiydi. Filmde ayni senaryo uc defa isleniyor. Ancak olaylar dizini, bolumlerin her birinde Lola nin kosmaya basladigi noktada olan seyler sebebi ile cok kucuk zaman farkliliklari ile basliyor. Bir bolumde Lola 13:17 de kosmaya basliyorsa digerinde 13:20 de, sonuncusunda ise 13:14 de basliyor kosmaya ve cok farkli surecler yasaniyor ve bolumlerin sonunda bambaska sonuclara variliyor. Belki bu kazayi burada bu sekilde yapmamis olsam daha sonra cok farkli seyler olacakti, kim bilebilir ki!

1 Haziran 2009 Pazartesi Mazatlán dan yola ciktigim gunun aksaminda Puerto Vallarta ya vardigimda sadece klimali oldugundan emin oldugum icin Burger King de bir seyler yemek icin durmustum. Terimi kurutup karnimi doyurduktan sonra kalacak bir yer bulmak uzere marsa bastigimda Mariposa calismamisti. Otoparktaki gorevlilerin yardimiyla iterek calistirmistim, daha sonra sehir merkezinde de defalarca yoldaki insanlardan yardim isteyerek itip calistirmak zorunda kalmistim. Bir sonraki gun yine buyuk zahmetlerle ve terleyerek akuyu kontrol ettirmek icin deniz motoru ve jet ski lere bakim yapan bir yere gitmis, akunun bakimini yaptirmistim (bakimsiz akuleri kullanmaya alismisiz yillardir Turkiye de, su seviyesi ve asit orani kontrol edilmesi gereken akuleri unutmusuz. Amerika da satilan motosikletlerde hala bakim gerektiren akuler var yani). Servisteki adam akunun cok saglikli olmayacagini yenisi ile degistirmemi onermisti. Guadalajara dan bakim gerektirmeyen yeni bi aku almaya karar vermistim... Acaba bu da bir isaret miydi? Neyse daha fazla uzatmayayim. Dokulen sutun davasi olmaz, benim sut de dokuldu iste :)

Compostela daki hastanede ilk mudahele yapildi. Rontgen filmleri cekildi, bacagima gecisi bir alci yapildi, sogumaya ve agrimaya baslayan bacagim icin agri kesici igneler yapildi vb. Buradaki pratisyen hekim yaklasik 50km uzakliktaki, ortopedi uzmaninin bulundugu, Nayarit in baskenti Tepic deki hastaneye sevk etti beni. Buradan sonrasini cok uzatmayayim bir ara bilahare anlatirim merak edenler icin ancak kisaca olaylar soyle gelisti : Sag ayagimin yerinden cikan bas ve onun hemen sagindaki en uzun parmagi uyusturucu ignelere ragmen hastanenin acil bolumunun duvarlarini catlatan cigliklarim esliginde Doktor Sanchez tarafindan yerlerine oturtuldu, carpisma sirasinda ezilen bacagim gunde 3 kez kontrol edildi. Damar yolu ile verilen ilaclarin da yardimi ile sisen bacagim normal kalinligina yakin bir boyuta indirildi. Cekilen rontgenlerde yine sag bacagimda dizimle ayak bilegim arasinda kalan arka taraftaki (ondeki kalin olan degil arkada kalan ince kemik) kemigin kirildigi tespit edildi ancak bu kirikla kimse ilgilenmedi ve onemsemedi. 2 gun acil serviste 7 numarali kosede bir sedyede, 3 gun buyuk bir odada 171 numararli yatakta uzerimde kendime ait sadece alt ic camasirim ve sol corabim oldugu halde kaldim... Pazar gunu Intern Doktorlardan birinden buldugum bilgisayardan Torkan a Istanbul a bir mail gonderip yarim yamalak durumu anlattim. Operasyona alinmam durumunda en azindan birinin haberinin olmasinda fayda vardi. Ertesi gun baska bir intern doktor Turkiye den kardesin ariyor diye yanima geldiginde dogru kisiyi haberdar ettigimi teyid etmis oldum; sadece Tepic diye bir yerde bir hastanede oldugumu yazmistim ama Torkan bulmustu izimi!

Gerci hastaneden ciktiktan sonra da Tepic de biraz heyecanli anlar yasadim ama simdi onu da anlatmayacagim. Merak edenler icin daha sonra :)

Meksika daki Turk Konsoloslugunu aradim hastaneden ciktiktan sonraki gun. Sagolsunlar Gul Hanim ve Bulent Bey ilgilendiler, ozellikle Compostela daki polis merkezindeki islemler icin. Bazi onerilerde bulundular, tavsiyeler verdiler...



Su anda iyiyim, pek cok sey yolunda. 21 Kasim 2009 a kadar Meksika vizem var benim ve motosikletimin, yani acelem yok. Motosikletim yuruyecek durumda degil ama tamir edilebilir, esyalarim bir sureligine benden uzakta ama hic birini dert etmiyorum. Daha sonra ne yapacagimi da su anda dusunmuyorum, bir seye karar vermek de istemiyorum. Tek dusundugum sagligim. Doktor Sanchez sekiz hafta ustune basma dedi ama ben bir ara Doktor Deniz i arayip konusacagim o bu islerden daha iyi anlar.

Su anda ihtiyacim olan tek bir sey var. Yardimci olabilecek kimse varsa memnun olurum. Meksika da Guadalajara ya da Tepic civarinda motosikletimi ve esyalarimi alip resmi islemleri halletme konusunda bana yardimci olabilecek saglam guvenilir Ispanyolca ve Ingilizce / Turkce bilen bir kisi :)

Saludos desde Guadalajara!



61 MEKSIKA NIN PASIFIK KIYISI, MAZATLAN
Salı, Haziran 2, 2009, 00:54


Cok degil daha bir kac gun once maillestik bir tanidigimla. Yurtdisina ciktiginda yiyecek bir seyler bulmakta zorlandigini neredeyse ac kaldigini yazdi. Benimse neredeyse en cok sevdigim sey yeni bir yere gittigimde oranin yemeklerini iceceklerini tatmak farkliliklarini denemek. Acili ve cok baharatli olmadigi surece (o da sagligima dokundugu icin) hemen hemen herseyi denemeye bayiliyorum. Daha bu sabah kahvalti icin gittigim yerde servis yapan genc, kek cesitlerini saydi. Yari Ispanyolca yari Ingilizce anlasmaya calistik...cikolatali, findikli (macademia) ve bir kac cesit daha... sonra, daha once hic duymadigim bir sey soyledi, hala ne oldugunu bilmiyorum ama vanilya ile hindistan cevizi arasinda bir tadi vardi...ben ondan istedim...bilmedigim bir tadi daha denemek icin. Gezi rehberlerinde de hep ballandira ballandira anlatirlar yoresel tatlari sonra 'sindirim sisteminiz alisik olmadigi icin vucudunuz farkli tepkiler verebilir dikkatli olun' diye bitirirler. Asagidaki fotograftaki meyveciden bir seyler yedim biraz once, uzerine sadece lime sikmasini istedim. Birsey soylemezseniz guzelce dilimlenmis meyvelerin uzerine tuz, toz kirmzi bibere benzeyen birseyler ve siselerin icindeki aci sostan da koyuyorlar!



Cilantro diye bir ot var burada, maydonoz gibi gorunuyor, Esra nin deyisi ile ezilmis orumcek kokusu tadinda. Guzelim ahtopot salatasi icine de koyuyorlar. Bir bu ota bir de acilarina alisamadim Meksika nin, geriye kalan hersey simdilik enfes. Ben de Meksikali lar gibi herseye kucuk yesil lime lardan sikmaya basladim!

Bir de dun Durango ile Mazatlan arasinda yaklasik 2000m yuksekteki daglarin neredeyse zirvelerinde, bol virajli yollarda abartmiyorum hayatimin en keyifli suruslerinden birini yaptim. Saatlerce yaklasik 150km surekli viraj... gunesli, acik fakat serin bir hava...


Sokak duvarlarindaki resimlerden


60 BUGUN BIRAZ BATIYA SURDUM
Pazar, Mayıs 31, 2009, 04:19
Monterrey Meksika nin 3. Buyuk sehriymis. Gelismis sanayisi, universitesi ve yuksek egitimli kulturlu insanlariyla biliniyormus Meksika icerisinde. Sehir merkezindeki Fundidora Parki eskiden celik uretilen bir uretim sahasiymis simdi acik hava muzesine cevrilen fabrika sahasi ve Santa Lucia denen yapay bir gol ile sehire serinlik katiyor.



Barrio Antiguo da eski yapilari korunmus cogu bar yada club olarak kullanilan bir bolge daha dogrusu mahalle. Gunduz boyle sakin durduguna bakmayin aksam 11 den sonra neredeyse adim atacak yer kalmiyor. Saymadim ama tahminimce 50 nin uzerinde mekan var bu mahallede hepsi kendine ozgu farkli tarzlarda. Beyoglu nda gec saate kadar kaldiysaniz, ayrilmadan ya Sampiyon dan bir kokorec, ya Nizam da bir corba pide, yada Kizilkayalar da iki islak hamburger yipip eve donersiniz ya burada da sokak arabalarinda yapilan Hot Dog lardan yemeden donulmuyor.



Bugun oglen saatlerinde Monterrey den ayrilip batiya dogru Torreon a kadar geldim. Yarin Pasifik okyanusuna tekrar kavusmayi, Durango uzerinden Mazatlan a kadar gitmeyi arzu ediyorum. Meksika lilara bayildim bu arada, cok sicak kanli ve sempatikler.



Torreon da resepsiyonunda bu guzel kizlarin oldugu oteli ararken sehir meydaninda sokakta insanlar dans ediyordu.



Bir de tekrar metrik sisteme gecmek, km ve lt ile dusunmek mutluluk verici!

Kacirdiklarim: Ebru ile Selim in nikahi




Sonraki